Geri git   Favori Forum - Kapsamlı Bilgi Platformu » TARİH & YAŞAM » MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


Seçenekler
31 Mart Olayı - Balkan Savaşı - I. Dünya Savaşı
Alt 03-01-2010, 07:00 PM   #1 (permalink)
Standart 31 Mart Olayı - Balkan Savaşı - I. Dünya Savaşı

31 Mart Olayı

İkinci Meşrutiyet'e rağmen İttihatçılar İstanbul'da duruma tanı manasıyla hâkim olamamışlardı. Kuvvetli bir iç muhalefet gün geçtikçe yayılıyor, etkisini arttırıyordu. Üstelik dernek içinde de ayrılıklar, anlaşmazlıklar başlamıştı. Durumdan hoşnut olmayan çeşitli unsurlar harekete geçmek için nedenler arıyordu. Bir gece, Galata köprüsü üzerinde Ahmed Samim adlı bir gazeteci vuruldu. Bu uygun bir neden olarak kabul edildi, şeriat ve onun temsil ettiği İslâm dini adına bir karşı ayaklanma patlak verdi. (13 Nisan 1909) 31 Mart Olayı adıyla tarihe geçen bu hareketin başında olanlar İttihat ve Terakki’nin lağvedilmesini, Hükümetin istifasını, meclis başkanının çekilmesini istiyorlardı. Gelişmeleri sabahtan başlayarak Telgraf başında takip eden Mustafa Kemal, İstanbul’da olağanüstü bir durum olduğunu anlayınca tümen komutanı Hüseyin Hüsnü Paşa’yı ve ordu komutanı Mahmud Şevket Paşa’yı ikna ederek harekete geçirdi. Yapılacak tek şey derhal İstanbul’a kuvvet göndermekti. Bu ordu için önce Hürriyet Ordusu adı ileri sürüldü. Fakat Mustafa Kemal bütün orduların hürriyet ordusu olduğunu, bu birliklerin ise o orduların hareket halindeki bir parçası bulunduğunu söyleyerek Hareket Ordusu adını kabul ettirdi. Hareket ordusunda Şevket Paşa’nın kurmay heyetinde yer aldı. Hareket ordusunun İstanbul halkına hitaben yayımladığı bildiriyi de Mustafa Kemal kaleme aldı. Buna göre isyancılar cezalandırılacak, halk korunacaktı. Telgrafhanede Mahmut Şevket Paşa’nın emirlerini tellerken Hüseyin Raif (Orbay) adında bir bahriye subayı ile karşılaştı. (Sonradan Rauf Bey, Mustafa Kemal’in en yakın arkadaşlarından biri olacaktır.) Hareket ordusu duruma hâkim olur olmaz İttihat ve Terakki idarecileri saklandıkları yerlerden ortaya çıktılar ve Padişah’ı (Abdülhamit II) tahttan indirdiler. Mustafa Kemal, ordunun siyasete karışmasının zayıflamasına, disiplinin bozulmasına yol açtığını ileri sürdü. Ona göre dernek siyasal bir parti haline gelmeli ve iktidara geçmeli, siyaseti seçenler, ordudan ayrılıp bu alanda çalışmalıydı. Bu görüşlerinin ilgi görmemesi, hatta beğenilmemesi, üzerine dernek ile olan ilişkisini bütünüyle kesti ve Selanik’teki görevi başına döndü. Orada, İstanbul’da Genelkurmaya nakledilinceye kadar kaldı. (13 Eylül 1911) Bundan sonra Mustafa Kemal bir süre siyasal faaliyetlerine ara vererek daha çok mesleğiyle ilgili çalışmalar yaptı. Üçüncü ordunun eğitim kolunda Zabir Talimgâh komutanlığı ve 38. Piyade Alay komutanlığı yaptı. Bu görevleri sırasında çok başarılı bir şekilde hocalık etti. Berlin askerî akademisinin eski müdürlerinden General Litzman’ın ‘’ Takımın Savaş Talimi ‘’ ve ‘’ Bölüğün Muharebe Talimi ‘’ adlı kitaplarını çevirerek bastırdı. (1909 ve1912); ‘’ Cumalı Ordugâh’ı ‘’ (1909) ve ‘’ Tâbiye Tatbikat Seyahati ‘’ (1911) adlı kitaplarını da bu dönem içinde yayımladı. Arnavutluktaki karışıklıkların bastırılmasında Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa’nın kurmay başkanı olarak katıldı. 1910’da Fransa’da Picardie’de yapılan büyük manevralarda Türk ordusunu temsil eden kurulda yer aldı.

Balkan Savaşı

13 Eylül 1911'de İstanbul'da Genelkurmayda yeni bir göreve başladı, kısa bir süre sonra da (29 Eylül 1911) İtalyanlar Trablusgarp’a saldırdılar. O tarihte, dünya siyasetinde dikkatler Almanya, İngiltere ve Fransa’nın Afrika kıtasındaki emellerine çevrilmişti. İlk hamlede Fas Fransa’ya, Kongo’nun ufak bir bölümü de Almanya’ya verilince, emperyalizm sahnesinde İtalya da belirdi ve ani olarak Trablus ve Bingazi mutasarrıflıklarını ilhaka karar verdi. Bölge İmparatorluğunun ihmale uğramış bir kısmıydı ve bu yüzden Trablus savunması sayıca az Türk kuvvetleriyle yerli birliklere ve oraya çeşitli yollardan kaçak giden subaylara bırakılmıştı. Paris ataşemiliteri Fethi (Okyar), Berlin ataşemiliteri Enver (Paşa) bu gönüllü subaylar arasındaydı. Mustafa Kemal de İngiliz işgalindeki Mısır üzerinden, kendisini gazeteci diye tanıtarak Trablus’a gitti. Önce Tobruk’ta sonra Derne’de savunma ve oyalama savalarını yönetti. 27 Kasım 1911’de binbaşı oldu, böylece Trablus hareketini İstanbul bir bakıma takdir etmiş oluyordu. Fakat bu sırada Balkan Savaşı patlak verdi. (1912) Karadağ’da çıkan savaş, Sırbistan, Bulgaristan ve Yunanistan’ın da katılmasıyla birdenbire bütün Rumeli’ye yayılmış, Osmanlı Orduları İşkodra, Yanya, Edirne savunmaları dışında her yerde bozguna uğrayarak çekilmeye başlamıştı. Mustafa Kemal bu haberleri alır almaz Mısır, Trieste, Romanya üzerinden İstanbul’a geldi, ama o gelinceye kadar bütün Rumeli kaybedilmiş, Selanik düşmüş, Bulgarlar Çatalca savunma hattına kadar ilerlemişlerdi. Osmanlı genelkurmayı İstanbul’u tehdit eden Bulgar birliğini durdurmak için Bolayır yarımadasında kuvvet toplamayı, bu kuvvetle Bulgar hattının gerisine saldırmayı, bu saldırıyı Şarköy’de yapılacak bir çıkarma ile desteklemeyi planlamıştı. Mustafa Kemal Bolayır’da kurulan kolordunun harekât şubesi müdürlüğüne atandı. (25 Kasım 1912) Fakat bu plan başarıya ulaşamadı, çünkü Şarköy’de çıkarma yapacak kolordu (kurmay başkanı Enver) zamanında yetişememiş ve araç yokluğu yüzünden karaya çok az asker çıkarılabilmişti. Kolordunun kurmay başkanı Fethi Bey (Okyar) bu sırada askerlikten çekildi. İttihat ve Terakki genel sekreteri oldu. Yerine Mustafa Kemal geçti ve kolordu Edirne’nin geri alınması hareketine katıldı. 22 Temmuz 1913 tarihinde Edirne’ye ilk giren kuvvetler bu kolordunun atlı birlikleriydi. Fakat tıpkı Trablusgarp’ta yararlılıkları görülen subaylara Osmanlı Meclisi Mebusanının teşekkürlerini bildiren kararda olduğu gibi, Edirne’nin geri alınması olayında da Mustafa Kemal yerine Enver’in (Paşa) adı geçti.

27 Ekim 1913’te Fethi (Okyar) Sofya elçiliğine, Mustafa Kemal de Sofya askerî ataşeliğine gönderildi. Bu 1905’te Harbiye mektebini bitirdikleri zamankini benzer bir sürgün cezasıydı. Fakat Mustafa Kemal ve Fethi Bey bu cezayı değerlendirmesini bildiler. Mustafa Kemal Bulgaristanlı Türkler konusu üzerinde durdu ve onlar arasında milli şuuru uyandırmak için çalıştı. Türkçe olarak basılan iki gazeteyi elçilik yoluyla kontrol altına aldı. Bir gün Türkler tarafına geçmeleri mümkün olan Bulgaristan’daki Makedonyalılar Derneği ile yakın ilişkiler kurdu, onlara para yardımları yaptırdı. Arkadaşı Şakir Zümre’nin yardımıyla Bulgar parlamentosuna devama başladı. Şakir Zümre, parlamentodaki onyedi Türk mebustan biriydi. Mustafa Kemal bu tartışmaları dinlerken çok partili bir parlamentonun nasıl çalıştığını inceliyor, siyasal taktikleri öğreniyordu. Bunların dışında Sofya uzun süre kaldığı ilk yabancı başkent olarak da onu ilgilendiriyordu. Sofya’nın önemli siyasal şahsiyetlerini tanımış, sosyete tarafından iyi kabul görmüş, kralla tanışma fırsatını bulmuştu.

Yarbay Mustafa Kemal

Bu sırada İstanbul'da Enver Bey, yarbaylıktan tuğgeneralliğe yükseltilerek Harbiye nazırı oldu ve işe başlar başlamaz General Liman von Sanders başkanlığındaki Alman askerî iyileştirme heyetinin tavsiyelerine uyarak orduda büyük bir yenileşme ve gençleştirme hareketine girişti. Yaşlı ve yeteneksiz görünen komutanlar emekliye ayrılıyor, yerine genç subaylar getiriliyordu. Bu hareket birçok çevrede olduğu gibi Mustafa Kemal tarafından da çok iyi karşılandı. Ne var ki Enver Paşa onun askerlik ve komutanlık niteliklerini yakından bilmesine rağmen, aralarında öteden beri süre gelen rekabet yüzünden Mustafa Kemal’e faal bir görev vermedi, sadece Mart 1914’de onu yarbaylığa yükseltti.

I. Dünya Savaşı

28 Haziran 1914'te Avusturya veliahdı ardişük Franz Ferdinand Saraybosna'da öldürülmüş, bundan bir ay sonra da Avusturya - Sırbistan savaşı başlamıştı. Bu, Birinci Dünya Savaşı'nın başlaması demekti. Mustafa Kemal Osmanlı Devletinin Almanya yanında savaşa girmesine şiddetle karşıydı. Almanya savaşı kazanırsa Osmanlı Devleti ister istemez onun uydusu olacak, kazanamazsa her şeyini birden kaybedecekti. Onun inancına göre devlet tarafsız kalıp kuvvetlenmeye bakmalıydı. Bu savaş er geç büyüyecek, belki de Amerika bile savaşa katılacaktı. Şu durumda iki taraf arasında bir denge kurup beklemek ve savaşa katılacaktı. Şu durumda iki taraf arasında bir denge kurup beklemek ve savaşa katılma bir zorunluluk durumunu alırsa hangi tarafı tutacağına o zaman karar vermek gerekiyordu. Enver Paşa ise bu düşüncenin tam karşısındaydı. Savaşın kısa süreceğini ve savaştan kârlı çıkmak isteniyorsa derhal Almanların yanında savaşa girmek gerektiğini savunuyordu. Bütün düzenleri ona göre kurdu ve yürüttü; nitekim bir süre sonra, 29 Ekim 1914’te Alman zırhlıları Goeben ve Breslau Karadeniz’e geçerek Rus limanlarını topa tuttu ve Osmanlı ülkesi adeta bir oldubittiye getirilerek Birinci Dünya Savaşına girdi. Ama bir defa savaşa girilince, inançları ne olursa olsun, Mustafa Kemal kendine düşeni yapmayı kabul etti. Şimdi orduda faal bir görev istiyordu. Birçok çabadan sonra 2 Şubat 1915’te Tekirdağ’da kurulmakta olan 19. Tümen komutanlığına getirildi. İstanbul’a dönmeden evvel Enver Paşa tarafından gönderilmiş bir aracı Mustafa Kemal’in ağzını aramış ve ona İran üzerinden Hindistan’a gidecek üç alaylık bir kuvvetin komutanlığını önermişti. Bu alaylar, Hint Müslümanlarını İngiltere’ye karşı ayaklandıracaktı. Mustafa Kemal’e göre bu, Enver Paşa’nın malûm ve olmayacak rüyalarından biriydi ve daha savaşın başında onun zihninin bu yollara işlemesi durumun vahametini gösteriyordu. Mustafa Kemal öneriyi ‘’ Ben bu kadar kahraman değilim ‘’ diye geri çevirdi. Sonra ‘’ Böyle bir iş için üç alaylık kuvvetin gereksiz olduğunu, gittiği yerde gönüllü toplayabilecek tek bir subayın bu ayaklanmayı çıkarabileceğini ‘’ savundu. Bu sırada batılı müttefikler Almanya karşısında zor bir durumda olan Rusya’ya en kısa yoldan yardım ulaştırabilmenin hazırlığı içindeydiler. Bunun için de Türklerin elinde bulunan Çanakkale boğazını zorla geçmeye karar vermişler, Rus donanması birçok defa Boğazın dış tabyalarını bombardıman etmişti. Bir çıkarma ihtimalinin gün geçtikçe yaklaştığı anlaşılıyordu.



Sana dar gelmeyecek makberi kim kazsın?
'' Gömelim gel seni tarihe '' desem sığmazsın.
Herc - ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitab
Seni ancak ebediyetler eder istiab.


Mehmet Akif Ersoy



ATA ANLATIYOR


Mehmetçiğin Yüksek Karakteri


‘’ Bomba sırtı olayı (14 Mayıs 1915) çok önemli ve dünya savaş tarihinde eşine rastlanması mümkün olmayan bir olaydır. Karşılıklı siperler arasındaki mesafe 8 metre, yani ölüm kesin. Birinci siperdekilerin hepsi kurtulmamacasına düşüyor. İkinci siperdekiler yıldırım gibi onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir soğukkanlılıkla biliyor musunuz? Bomba, şarapnel, kurşun yağmuru altında öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor ve en ufak bir çekinme bile göstermiyor. Sarsılma yok. Okuma bilenler Kur’an – Kerim okuyor ve Cennet’e gitmeye hazırlanıyor. Bilmeyenlerse Kelime – i Şahadet getiriyor ve ezan okuyarak yürüyorlar. Sıcak cehennem gibi kaynıyor. 20 düşmana karşı her siperde bir nefer süngüyle çarpışıyor. Ölüyor, öldürüyor. İşte bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren dünyanın hiçbir askerinde bulunmayan tebrike değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki Çanakkale savaşlarını kazandıran bu yüksek ruhtur. ‘’

Alıntı ile Cevapla Hızlı Cevap

Benzer Konular
İkinci Balkan Savaşı
Birinci Balkan Savaşı sonrasında bölgede hakimiyetini yitiren Osmanlı İmparatorluğu'nun zaaflarından yararlanan; Sırbistan...
II. Balkan Savaşı
II. Balkan Savaşı Osmanlı Devleti’nin Rumeli’deki bütün toprakları diyebileceğimiz kadar geniş bir araziyi kolaylıkla ele geçiren Balkan...
I. Balkan Savaşı
I. Balkan Savaşı Balkan Savaşı’na gelinceye kadar; İngilterehttp://www.favorifrm.net/images/smilies/virgs.gif Karadağ ve Bulgaristan...
İkinci Balkan Savaşı
İkinci Balkan Savaşı Birinci Balkan Savaşında Osmanlı Devletinin ağır mağlubiyete uğrayıp Balkanlardan çekilmesi...
Birinci Balkan Savaşı
Birinci Balkan Savaşı 1789 Fransız İhtilâlinin dünyaya yaydığı milliyetçilik akımı...

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Seçenekler

Seçenekler
Stil

WEZ Format +2. Şuan Saat: 07:01 PM.
Yasal Uyarı Favori Forum
Favori Forum'da Mp3, Hack, Adult, Warez, Crack, Serial, Full Film, Full Oyun Vs. İllegal İçerikli Paylaşım Kesinlikle Yasaktır.
Logomuzda Kullanılan Maskot Favorifrm.Net 'e Aittir ve TPE Tarafından Tescillidir. İzinsiz Kullanılamaz.

Sitemiz Forum sitesi olduğu için sitemize kayıtlı üyelerimiz yazı, resim ve diğer materyalleri kontrol edilmeksizin sitemize ekleyebilmektedir. 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda ilgili yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi mail adresine yollayabilir veya Buradaki Formu Doldurarak bize iletebilirsiniz.
Kuruluş : 13/ARALIK/2006
2006 - 2014 Favorifrm.Net Her Hakkı Saklıdır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4 Copyright ©2000-2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO