Geri git   Favori Forum - Kapsamlı Bilgi Platformu » TARİH & YAŞAM » Tarih » Genel Türk Tarihi


Seçenekler
Osmanlı Divan Teşkilatı
Alt 02-02-2010, 12:41 AM   #1 (permalink)
Standart Osmanlı Divan Teşkilatı

Kuruluş dönemi Osmanlı Devleti'nde yönetim her kaza ve sancağın ekonomik ve sosyal durumuna göre özel kanunları vardı.

Îdarede bütün yetki padişahın ve onu temsilen divanın elinde toplanmıştı. Bu durum merkezin bilgisi altında yapılıyordu. Merkezin en önemli karar organı da "Divân-i Hümâyun" denilen müessese idi.

Divân-ı Hümâyun padişahın divânıdır. Divân-ı Hümâyun geniş anlamıyla bir kuruldan daha öteye uzanır. Osmanlı yönetim dilinde çeşitli devlet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı bir kuruldur .







DİVÂN-I HÜMÂYUN

İslâm dünyasında daha sonra gelen hükümdarlar vâsıtasıyla bir hayli geliştirilerek devletin en önemli organları arasında yer alacaktır.

Divân-ı Hümâyun deyimi Fatih döneminde kullanılmaya başlanmıştır.

XV. yy sonlarından itibaren Divân-ı Hümâyun bürokrasisi daha da gelişmiş Kânûnî Sultan Süleyman döneminde tam kurumsal yapısına kavuşmuştur . Bu dönemden sonra bir müddet durumunu korumuş olan Divan-ı Hümayun XVII. yy ortalarından itibaren fonksiyonları azalmaya başlamış XVII. yy sonlarına doğru devlet işleri vezir-i âzam divanında görüşülmeye başlanmıştır.Sultan II. Mahmut döneminde ve 1826 yılında Yeniçeri ocağının kaldırılması üzerine "Divân-ı Hümâyun" tabiri de kaldırılarak yerine "Meclis-i Vükelâ" veya "Meclis-i Has" denmeye başlamıştır. İşlevlerini kaybeden Divân-ı Hümâyun sembolik olarak da olsa devletin yıkılışına kadar devam etmiştir.

İlk dönem Osmanlı divanının çok sade ve basit olduğu tahmin edilebilir. Öyle anlaşılıyor ki bu ilk divan divanın gittikçe Selçuklu divanı modeline benzer bir mâhiyet kazandığı görülür.

Orhan Bey zamanında müesseseleştiği görülen divanın üyeleri için halkın şikâyetlerini dinlemek üzere her sabah yüksek bir yere çıkardı. Herhangi bir derdi ve sıkıntısı olanlar orada kendisine şikayette bulunurlardı. O da bunların problemlerini derhal çözerdi.

Divan Pazar ve Salı günleri de arz günleri olarak tespit edilmişti.

Divan ahkâm defterlerine sıra ile yazılırlardı.[/b]

Divanda idarî Fâtih Sultan Mehmet döneminde kaldırılmıştı. Divan erkânından(üyeleri) başka o gün işleri için divana gelmiş bulunan halka da din ve milliyet farkı gözetilmeksizin yemek verilirdi.

Öyle anlaşılıyor ki hükümeti teşkil eden üyelerin fikirlerinin alınarak atamalar yapıldığına işarettir. Bir kurulun yapacağı atamaların ise bir tek kişinin yapacağı atamalardan daha isabetli olacağı bir gerçektir. Divanda son söz şüphesiz ki sultanındır.

DİVÂN-I HÜMÂYUNUN ÜYELERI

PADİŞAH VEZİR-İ ÂZAM (SADRAZAM)1-Kubbealtı 2-Kadıaskerler 3-Defterdarlar 4-Nişancı Vezirleri Rumeli Anadolu Rumeli Anadolu Kadıaskeri Kadıaskeri Defterdarı Defterdarı (baş defterdar)
Kuruluş dönemi Osmanlı divanı yine merkezde bulundukları taktirde vezir rütbesi olan Rumeli Beylerbeyi de divan üyeleri arasında yer alabilmekteydiler. Şeyhülislam Divân-ı Hümâyun üyesi değildi; ancak kendisinden bilgi alınmak üzere divana çağrılabilirdi. Şimdi Divân-ı Hümâyun üyelerini kısaca tanıtalım. [/b]

VEZIR-I ÂZAM VE VEZIRLER(Kubbealtı Vezirleri)

Osmanlıların ilk dönemlerinde divanda sadece bir vezir bulunuyordu. O da ilmiye sınıfına mensuptu. Daha sonra vezir sayısı artınca birinci vezire "Vezir-i Âzam" denildi. Vezir-i âzam (bugünkü başbakan konumunda) sözü ve yazısı padişahın iradesi ve fermanı demekti. Ayrıca bütün işlerde birinci merci vezir-i âzamdı.

Vezir-i âzam hükümdarlarca hiç bir taleplerinin reddedilmemesi âdet haline gelmişti.

Kanunnâme metinleri incelendiğinde vezir-i âzamlar diğer vezirlerden farkları "mühr-i hümâyun" denilen bu mühür ile olup hükümdarlık salâhiyetinin icrasına ve padişahın kendisini vekil ettiğine dâir bir delil olduğu için onlar bu mührü örülmüş bir kese içinde koyunlarında taşırlardı. Vezir-i âzamın görevden alınması veya ölümü halinde "mühr-i hümâyun" ikinci veya üçüncü vezire verilirdi. Mühr-i hümâyun ya divana gönderilmek veya vezir-i âzam olacak kimsenin huzura kabul edilmesi sûretiyle verilirdi.

Osmanlı Devleti'nde XVIII. asrın ilk yarılarına kadar yalnız devlet merkezinde bulunup divân-ı hümâyuna katılmakla görevli (bugünkü devlet bakanları konumunda)"kubbealtı veziri" veya "kubbenişîn" denilen vezirler vardı. Bunların sayıları(en fazla 7) pek fazla değildi. Kubbealtı vezirleri divanda kıdem sırasına göre otururlardı.

Fâtih Sultan Mehmet'ten itibaren hükümdarlar Divân-ı Hümâyun toplantılarına katılmayı terk edip kafesli bir pencerenin ardından divanı izler; arz odasında sadrazamın verdiği bilgi ve açıklamaları dinleyerek görüşmelerden haberdar olurdu.



KADIASKER (Kazasker)

Osmanlı Devleti'nde askerî ve hukukî işlerden sorumlu olan(bugünkü adalet bağanlığı gibi) kadıaskerlik teşkilâtı Memlûklülerde ve hatta Karamanlılarda da vardı.

Kadıaskerlik solunda da kadıaskerler yer alırdı.

Fâtih Sultan Mehmet’in son senelerine kadar yalnız bir kadıaskerlik vardı. Hududların genişlemesi ve işlerin çoğalması yüzünden 1481 yılında biri Rumeli diğeri Anadolu olmak üzere ikiye ayrıldı ve Osmanlı saltanatının sonuna kadar devam etti.

Protokole göre daha üstün addedilen Rumeli kadıaskerleri ile daha aşağı bir mevkide bulunan Anadolu kadıaskerinin vazifeleri kanunnâmelerle belirlenmişti. Buna göre Anadolu'da bulunan müderris ve kadıların tayini gerekse savaş sırasında hukûkî ihtilaflarının (ayrılık) giderilmesi ve davalarının görülmesi şeklinde iki ana grupta toplanabilir.

Divân'daki davaları dinleyen kadıaskerler mektupçu ve kethüda olmak üzere yardımcıları bulunurdu. Ayrıca her birinin davalı ve davacıyı divâna getiren yirmişer yardımcısı bulunmaktaydı.

Padişah sefere çıktığı zaman kadıaskerler de onunla birlikte giderlerdi. Padişah sefere gitmediği takdirde onlar da gitmezlerdi. Bu durumda şer'î muameleleri görmek üzere onların yerine "ordu kadısı" tayin edilip gönderilirdi. Aynı şekilde padişahlar Edirne'ye gittikleri zaman onlar da padişahla birlikte gider ve akdedilen divân oturumlarına iştirak ederlerdi.

Bu müessese Osmanlı hükümeti ile birlikte o da tarihe mâl olmuştur.



DEFTERDÂR

Defter ile dâr kelimelerinin birleşmesiyle oluşan "defterdâr" "defter tutan" demektir. Doğudaki Müslüman devletlerin "müstevfi" dedikleri görevliye Osmanlılar XIV. asrın son yarısında ve Sultan I. Murat zamanında maliye teşkilâtının

temelini atıp onu tedricen(aşama aşama) geliştirmişlerdir. Buna bakarak Osmanlıların daha kuruluş yıllarından itibaren maliye işleri üzerinde önemle durdukları söylenebilir.

Fâtih Sultan Mehmet tarafından ilan ettirilmiş olan Kanunnâme-i Âl-i Osman ile diğer kanunnâmelere göre defterdâr padişahın huzurunda okuyacağı telhîs(özet) hakkında daha önce vezir-i âzamla görüşür ve onun görüşünü ve onayını alırdı. Bayram tebriklerinde padişah vezirlere olduğu gibi defterdarlara da ayağa kalkardı.

Genel olarak devlet gelirlerini çoğaltmak Anadolu defterdârı onun yerine vekâleten bakardı.

Defterdârlar topluca bir imza koyardı.

Baş defterdâr rütbe ve itibarda "nişancı" gibidir.Padişahın malının vekili odur. Vezir-i âzam ise onun denetleyicisidir.Maliyeye ait davaları dinler. Maliye tarafından hüküm verirdi. Kanunnâmede belirtildiği üzere devlet gelir ve giderleri ile ilgilenen defterdârların vazifeleri devlet hazinesine haram malın girmesine engel olmak zorunda oldukları gibi yetim malı dahi sokmayacaklardır.

İcraat ve tahsilatta defterdârın icra memuru olarak emri altında farklı vazifeleri bulunan beş görevli bulunurdu. Bunlardan ilki hazineye borcu olup vermeyenleri hapis ve sıkıştırma ile tahsilat yaparlardı. Bu yüzden maliyeye borcu olanlar başbakıkulu hapishanesinde tutuklanırlardı.

İkinci icra memuru beşincisi de sergi halifesi olup her ikisi de hazine ile ilgili işlerin defterini tutuyorlardı.

Defterdâr tabiri 1838 senesinde ilân edilen Hatt-ı Hümâyun gereğince terk edilerek yerine "Mâliye Nezâreti" tabiri kullanılmıştır.







NİŞANCI

Osmanlı devlet teşkilâtında Divan-ı Hümâyunun önemli vazifelerinden birini yerine getiren görevli için kullanılan bir tabirdir. Nişan kelimesinden türetilmiş olan "Nişancı" Tapu kayıt defterlerini tutmak gibi görevleri de üstlenmişti.
[/b]

Osmanlı devlet teşkilâtında XVIII. yy. başlarına kadar önemli bir makam olan nişancılık daha önceki Müslüman ve Müslüman Türk devletlerinde de vardı.

Bunun için Osmanlı Devleti'nin merkez teşkilâtı içinde önemli bir yeri bulunan divanın azalarından biri de "Nişancı" adını taşıyan görevli idi. Divan-ı Hümayun çalışmalarının hazırlanması ve yürütülmesi ile ilgili çok önemli bir görevi yerine getiren nişancı bizzat padişah tarafından atanırdı. Önemli hizmeti bulunmasına rağmen fakat Fatih zamanında tam anlamıyla geliştiği bilinmektedir.

Divan-ı Hümâyunda vezir-i âzamın sağında ve vezirlerin alt tarafında oturan nişancı ilmiye sınıfına dahil ve sahn-ı semân(üniversite) müderrisleri(hocaları)nden seçilmesi kanundu.

Nişancılar kadıaskerlik ve defterdarlıktan sonra en önemli vazife nişancılıktı.

Nişancı vezir rütbesine sahip ve hâiz değilse kanun gereği arz günlerinde padişahın huzuruna kabul edilmezdi. Sadece nişancılığa tayin edildiği zaman bir defa padişahın huzuruna girip tayinlerinden dolayı teşekkür ederdi.

Nişancılık diğerlerine de defter eminleri tarafından tayin edilen ve tuğranüvis denilen memurlar tarafından tuğra çekilirdi. 1838'de tuğra-nüvislik görevi de kaldırılıp Bâbıâlî ile defter eminliği tuğracılığı birleştirildi. Böylece bu hizmetin Bâbıâlî’de görülmesi kararlaştırıldı.

Divân-ı Hümâyunda yukarıdaki asil üyelerin dışında şunlar da zaman zaman divan üyeliği yapmışlar divan toplantılarına katılmışlardır:



Rumeli Beylerbeyi

Beylerbeyi hem askeri hem de idarî amir olarak bulunduğu eyalette padişahın temsilcisidir.

İlk beylerbeylik Orhan Bey zamanında ortaya çıkmış Divan-ı Hümayun üyesi değildi .



Kaptan-ı Derya

Osmanlı Devleti'nde bahriye(deniz Kuvvetleri) teşkilatının en büyük amiri ve donanmanın başkumandanıdır. Denizciliğin gelişmesi ile vezirlik verilen kaptan-ı derya kaptan-ı derya tarafından yapılırdı. Önemli işleri vezir-i âzama arz ederdi. Bahriye ile ilgili işler için hüküm yazmaya ve tuğra çekmeye yetkisi vardı.



Yeniçeri Ağası

Yeniçeri ağası ocağa ait işlerle ve İstanbul'un asayişi ile ilgili konularla ilgilenirdi.



Divân-ı Hümâyun incelenerek karara bağlandığı devletin en yüksek mercidir.

Divân-ı Hümâyunda yetkiler şu şekilde temsil edilmektedir: Vezir-i âzamın devletin iç ve dış siyasetinin belirlendiği bir kuruldur.

Osmanlı tebaasının emniyet ve asayişini merkez ile taşra arasındaki ilişkilerde dengeleri bozmadan çalışmayı sağlamak Divan-ı Hümayun'un görevidir.

Devletin dış siyasetinin belirlenmesi ve dış ilişkilerin takibi; savaş ve barış şartlarının belirlenmesi divanın işidir.

Divân-ı Hümâyun aynı zamanda adlî ve idarî yüksek bir mahkemedir. Fertlerin divana yapılan müracaatlarını inceleme yargılamalar sonucu cezaların uygulanması ve infazı divanın görevleri arasındadır.

İktisadî-malî alanda oldukça geniş görevleri vardır. Devletin vergi politikasının belirlenmesi para politikasının belirlenmesi vb. birçok görev Divân-ı Hümâyunun işlevleri ve görevleri arasındadır..







Divân-ı Hümâyun'un bürokratik işlerini yürüten idarî bir teşkilatı vardı. Devletin merkez bürokrasisinin en üst kademesini oluşturan-nişancıdan başka- ve divan kalemleri de denen bu teşkilatın başında Reisü’l-Küttab (Katiplerin reisi) bulunmaktadır.

Reisü’l-küttab idari emirler katipler tarafından yazıldıktan sonra reisü’l-küttaba gösterilmektedir. Divan hükümlerinin ve beratların yazılmasında ilgililer onun dediğine itiraz edemezler.

Nişancıya bağlı olan reisü’l-küttab çok önemli bir konumda bulunmasına rağmen Divan-ı Hümayun üyesi olamamıştır. Divan-ı Hümayun'un önemini kaybetmesi ve devlet işlerinin XVII. yy sonlarına doğru vezir-i âzam divanında görüşülmeye başlaması ile reisü’l-küttab ön plana çıkmış ve vezir-i âzamın baş yardımcısı durumuna gelmiştir. Reisü’l-küttab bundan sonra vezir-i âzam ile saray arasında yazışmaları düzenleyen kişi olmuştur.

Reisü’l-küttab görevlerini yerine getirmek için emrinde kalemler çalıştırırdı. Devlet işlerinin vezir-i âzam konağına taşınmadan önce beylikçi(divan) daha sonra ise bunlara âmedî kalemi de eklenmiştir.

Beylikçi Kalemi

Reisü’l-küttabın baş yardımcısı sayılır. Divan-ı Hümayun'daki diğer kalem katiplerinin üstünde bir konumdadır.

Divan kararlarını tutarlar ve divanda müzakere edilen evrakı gereken yerlere havale edip mühimme defterlerinin hem müsveddelerini hem de temizlerini hazırlarlar. Beylikçi kaleminde belgelerin yazdırılması ve işlemlerin takibinden sorumlu bir kisedâr bulunurdu. Bundan başka yazılan emirlerin hukuka uygunluğunu inceleyen kanuncu ve herhangi bir konuda rapor hazırlayan ilâmcı adında üç şube müdürü vardı. Bu şubelerde de ihtiyaç oranlarında kâtipler çalışırdı.

Tahvil Kalemi

Yüksek rütbeli devlet memurlukları ile ilgili beratlar yazan kalemdir. Katiplerin başında tahvil kisedârı ve mümeyyiz bulunurdu.

Ruus Kalemi

Yüksek rütbeli olmayan devlet memurlarının tevcih beratlarını hazırlayan kalemdir.

Bunların dışında reisü’l-küttabın özel kalem müdürü olan Amedi Kalemi resmi toplantıların hazırlanmasıyla görevli protokol âmiri Teşrifatçı divandaki önemli meseleleri takip eden Divan Hocaları ve Tercümanlar da divan kalemleri arasında yer alırlar.



Sonuç olarak; Divan-ı Hümayun Osmanlı Devleti'nde merkezi bürokrasinin en yetkili kurumu olup Osmanlı idarî başarısının sembolü olmuştur. Ve devletin bütün kurumlarında Divan-ı Hümayunun yapısı örnek alınmıştır.





Osmanlı Devletinin devlet yönetiminde çok önemli bir yere sahip olan Divân-ı Hümâyunun dışında başka divanlar da vardı. Bunlar:

Divân-ı Asefî: Sadrazam başkanlığında toplandığı için bu adı alan divan XVII. asırdan sonra önem kazandı. Sadrazam konağında ikindi namazından sonra toplandığı için "İkindi Divanı" diye de adlandırıldı. XVIII. asırda pazartesi ve perşembe günleri dışında hemen her gün toplanırdı.

Ayak Divânı: Çok önemli ayak üzerinde görüşmeler yapılır ve süratle karara bağlanırdı.

Galebe Divânı: Yabancı devlet elçilerinin kabulü dolayısıyla yapılan divanlara "Galebe Divanı" adı verilir. Galebe divanı ötekilerden farklı ve biraz daha debdebeli ve gösterişli olurdu.

Sefer Divânı: Vezir-i âzam sefere çıkarken toplanan divandır.

Ulûfe Divânı: Yeniçeri maaşları(ulûfe) için toplanan divandır.

At Divânı: Sefer sırasında at üzerinde yapılan toplantılardır.



Görüldüğü gibi zamana ve ihtiyaca göre değişik şekillerde karşımıza çıkmaktadır. Sonuç olarak; divan teşkilatının başarılı bir şekilde uygulanması Osmanlı Devletinin her yönden gelişmesine büyük katkılar sağlamıştır





Alıntı ile Cevapla Hızlı Cevap

Benzer Konular
Osmanlı Askeri Teşkilatı : Humbaracı Ocağı
Humbaracı Ocağıhttp://www.favorifrm.net/images/smilies/virgs.gif Osmanlı Devleti'nin askeri teşkilatı'nda humbara yapan ve bunu kullanan sınıfın...
Selçuklular'da Sahib-i Divan-ı İstifâ ve Divan-ı İstifa-i Memalik
DİVAN-I İSTİFA-İ MEMALİK İstifa kelimesinin sözlük anlamı "tamamını istemekhttp://www.favorifrm.net/images/smilies/smiliv.gif bütününü...
Osmanlı Ordu Teşkilatı
Osmanli ordusuhttp://www.favorifrm.net/images/smilies/virgs.gif 1912'de de Osmanli Devletinde kuruldu. Osmanlilarin kurulusunda...
Osmanlı Merkez Teşkilatı
OSMANLI MERKEZ TESKILÂTI
Osmanlı Askeri Teşkilatı : Humbaracı Ocağı
Humbaracı Ocağı, Osmanlı Devleti'nin askeri teşkilatı'nda humbara yapan ve bunu kullanan sınıfın bağlı olduğu ocak. Kumbaracı ocağı da denilmektedir....

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Seçenekler

Seçenekler
Stil

WEZ Format +2. Şuan Saat: 08:56 PM.
Yasal Uyarı Favori Forum
Favori Forum'da Mp3, Hack, Adult, Warez, Crack, Serial, Full Film, Full Oyun Vs. İllegal İçerikli Paylaşım Kesinlikle Yasaktır.
Logomuzda Kullanılan Maskot Favorifrm.Net 'e Aittir ve TPE Tarafından Tescillidir. İzinsiz Kullanılamaz.

Sitemiz Forum sitesi olduğu için sitemize kayıtlı üyelerimiz yazı, resim ve diğer materyalleri kontrol edilmeksizin sitemize ekleyebilmektedir. 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda ilgili yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi mail adresine yollayabilir veya Buradaki Formu Doldurarak bize iletebilirsiniz.
Kuruluş : 13/ARALIK/2006
2006 - 2014 Favorifrm.Net Her Hakkı Saklıdır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4 Copyright ©2000-2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO