Geri git   Favori Forum - Kapsamlı Bilgi Platformu » TARİH & YAŞAM » Tarih » Genel Dünya Tarihi


Seçenekler
Çıkrıklar Durunca
Alt 05-02-2010, 03:26 PM   #1 (permalink)
Standart Çıkrıklar Durunca

Edebiyat tarihçileri Sadri Ertem'in "Çıkrıklar Durunca" adlı romanını gereksiz entrikalarla doldurulduğu için başarısız sayarlar. Roman ününü estetik değerinden çok "çıkrık"ların durmasına yol açan etkenlere yaptığı vurgudan alıyor. Yazımın konusu da roman değil işte o çıkrıklar ve dokuyan Anadolu. Bu çıkrık kuyu çıkrığı değil elbette yün ve iplik eğiren çıkrık. Çocukken çıkrıkla çok haşır neşir oldum ama hiç birini çalışırken görmedim. Dedemin evinde tavan arasına atılmış iki tane çıkrığı ters çevirir havada durması gereken tekerleğini yerde döndürerek dolaştırırdık. Az sonra aşağıda kıyamet kopardı; büyükannem ve büyük halam onları derhal yerlerine koymamızı isterlerdi. Çıkrıkların bir gün yeniden işe yarayacaklarını sanırlardı. Oysa çıkrıklar "ebediyen" susmuşlardı. Yıllar sonra çıkrıkların antikacılara kurulduklarını görünce mahallede araştırma yaptım bir tane bile bulamadım. Hepsi kırılıp ateşlerde yakılmıştı.





Marx doğu toplumlarını incelerken Manchester yün eğirme makinelerinin çıkrığı Hindistan'dan silip süpürmesini çözülmenin en çarpıcı örneklerinden biri olarak niteler. "Azgelişmişlik Sürecinde Türkiye" adlı kitabında bu tespite atıfta bulunan Stefanos Yerasimos Türkiye'deki gelişmenin farklı olmadığını anımsatıyor. Anadolu bir zamanlar giymek ve yaymak için örer ve dokurdu. Günümüzde ülke ekonomisinin tekstil ağırlıklı olmasında bu geleneğin payı çok. Öte yandan artık fabrikasyon ürünlerin baskın olmasına ve pek çok dokuma türünün ortadan kalkmasına rağmen aaagâhların günümüzde de işliyor olması mirasın zenginliğini gösteriyor.



Dokuyan Anadolu

Anadolu 19. yüzyıl sonlarına kadar pamuk keten yün ve ipek federasyonundan oluşmuş bir ülaaadi. Pamuk güneyde keten kuzeyde ipek batıda yün doğuda daha fazla hüküm yürütürdü. Üçü halis muhlis yerlidir; ipek ise Çin'den gizlice kaçırılarak dünya gezisine çıktı Anadolu topraklarına Bizans döneminde yerleşti. Federasyonların başkentleri de vardı. Sözgelimi Bursa ipekten bir şehirdi. Adana pamuğun has yurduydu. Doğu Anadolu yün eğirirdi. Tiftik keçisi yününden (yapağı) üretilen sof kumaşların başkenti ise Ankara'ydı. Evliya Çelebi'ye göre Engürü (Ankara) keçilerini Frengistan'a götürüp sof üretmeyi denerler keçiler uyum sağlamaz; Engürü ipliğini Frengistan'a götürüp sof yapmayı denerler yine olmaz. Çelebi Ankara halkının bunu Hacı Bayramı Veli'nin kerametine bağladıklarını yazar kendisi ise bunun yörenin suyunun ve havasının güzelliğinden ileri geldiği kanısındadır. Ankara sofları nedeniyle çok sayıda Avrupalı taciri de kendisine çekmiş. Hikâyesini Mehmet Ali Kılıçbay'ın "Şehirler ve Kentler" adlı kitabında yer alan "Sof Şehri Ankara" yazısında bulabilirsiniz. Ayrıca Denizli Buldan Şile Nazilli Hereke Uşak Isparta Gördes Kula Kayseri Sivas Konya vd. gibi dokumalarıyla halılarıyla kilimleriyle anılan daha pek çok şehir ve kasaba var.







Aslında dokuma sanatı ve hammadde üretimi bütün Anadolu'nun başta gelen işiydi. Sözgelimi ipek Bursa ve Bilecik'in yanı sıra Edirne'den Kayseri'ye Harput'a Diyarbakır'a uzanan bir hat üstünde yaygın biçimde üretildi. Pamuk uygun iklimi buldukça Çukurova dışında da pıtrak verdi. Yünü Doğu'daki Kürt aşiretler kadar Batı'daki Afşar Yörük ve Türkmenler de üretti. Anadolu bu dört temel hammaddeden üretilen ipliklerin çözgü ve atkı olarak kullanıldığı koca bir aaagâh olarak sayısız bez kumaş ve yaygı çeşidi üretti: "atlas" "kadife" "bürümcük" "şile bezi" "manusa" "gezi" "kutnu" "çinko" "çitari" "makaslı keşan" "yazma" "çuha" "aba" "ihram" "şayak" "şal" "kuşak" "halı" "kilim" "cicim" "sili" "sumak" "çarpana" "çul" "telis" "keçe" ve daha pek çok çeşit...



Hazırlanma teknikleri doğal boyalarla renklendirilmeleri ise başlı başına bir kültür alanı oluşturuyor. Anadolu'nun dört bir yanında çarıklı tekstil profesörleri yaşıyor. Ayrıca bu ürünlerde yoğun bir kadın emeği (ve estetiği) olduğunu da unutmamak gerek. Yine doğanın göz çelen renklerini kanaviçe ve oyalara taşıyanlar dokuma sanatı örneklerini "çeyiz"lerinde bir hazine gibi saklayanlar da kadınlar.







Bilindiği gibi İslam dininde insan sureti yapılmasına hoş gözle bakılmaz bu yaklaşım çoğu kez resim sanatını büsbütün olumsuzlamaya kadar varmıştır. Anadolu dokumaları bu yasağı aşma araçlarından birisidir. Motif dillerinin ise Anadolu'nun çok eski kavimlerine kadar uzandığı görülüyor. Günümüzde gelişen bir sanat dalı olan dokuma resim sanatı en doğal biçimiyle bu geleneğin üstünde temelleniyor.





"Gırç gırç çıkrığım..."

Türkiye'nin geri kalışını anlatan kitaplar en çarpıcı örnek olarak Avrupa'nın fabrikasyon ürünü ipliklerinin kumaşlarının ve eğirme makinelerinin girişinin aaagâhları ve çıkrıkları susturmasını gösterirler. Sözgelimi 1850'den önce bin aaagâhta yirmi beş bin okka ipek işleyen Bursa'da aaagâh sayısı yetmiş beşe ipek miktarı dört bin okkaya düşmüştür. 1860'larda ise pamuklu sanayine tamamen İngiliz malları egemen olmuştu. Bu gelişme en fazla iplik üretimine darbe vurdu ancak Anadolu ithal iplikler kullanarak daralarak ve çeşit azaltarak geleneksel dokumacılığı yine de sürdürdü. Öte yandan aynı yıllarda Anadolu halılarına dönük "oryantalist" bir ilgi başladı değerli halılar halkın elinden ucuza kapatılarak Avrupa yolunu tutar oldu. Hatta bu amaçla kurulan "Şark Halı Şirketi" çok büyük çapta iş yapıyordu.





Cumhuriyet sonrasında ise ilerici-halkçı aydınlar başka alanlardaki ilgilere paralel biçimde kilime sempati gösterdiler. Hatta Sabahattin Eyüboğlu bir yazısında bunu özel olarak vurgular; halıyı Divan şiiri ve müziğiyle aynı safa göndererek halk şiirine ve türkülere paralel saydığı kilimi öne çıkarır. Gerçek şu ki halı da kilim de göçebe çadırlarında doğdular. Özellikle kilimler renkleri ve motifleriyle aşiret ilişkilerine göre farklılaşır. Benim çocukluğumda Dırijan aşireti köylerinde dokunan ve "Yedi dağ çiçeği" olarak anılan kilim efsanevi bir üne sahipti. Batıda ve doğuda ün salmış başka aşiret kilimleri de var.





Anadolu'da çıkrıklar durunca başka şeyler de oldu. Bunlardan birisi güncel bir konuyla "Ermeni sorunu"yla yakından ilintili. Osmanlı İmparatorluğu'nun serbest rekabete geçmesi yün sanayiinin gerilemesine bu da göçebe ekonomisinin çökmesine yol açtı. Yerasimos yün üreten göçebe Kürt aşiretleriyle yünü işleyen yerleşik Ermeniler arasındaki iş bölümünün bozulmasını radikalizmi besleyen etkenlerden birisi olarak değerlendiriyor. Bingöl'de derlenmiş "Çıkrıkçı kızın türküsü"nde çıkrığın sesi -derleyici Hüseyin Erdem'in yazış biçimine göre- şöyle dillendirilir: "Chiv chiv dolavŠ / Chiv chiv dolavŠ" (Gırç gırç çıkrığım / Gırç gırç çıkrığım). Çıkrığın o "gırç gırç"larında bütün bir Anadolu'nun savruluş tarihi saklı...

Alıntı ile Cevapla Hızlı Cevap

Benzer Konular
Yüksek Sadakat/Aşk Durunca
http://img188.imageshack.us/img188/2442/rerewrwet1.png
DuRunCa anLaDın..
http://img293.imageshack.us/img293/1121/banner15ckre0.jpg

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Seçenekler

Seçenekler
Stil

WEZ Format +2. Şuan Saat: 03:40 PM.
Yasal Uyarı Favori Forum
Favori Forum'da Mp3, Hack, Adult, Warez, Crack, Serial, Full Film, Full Oyun Vs. İllegal İçerikli Paylaşım Kesinlikle Yasaktır.
Logomuzda Kullanılan Maskot Favorifrm.Net 'e Aittir ve TPE Tarafından Tescillidir. İzinsiz Kullanılamaz.

Sitemiz Forum sitesi olduğu için sitemize kayıtlı üyelerimiz yazı, resim ve diğer materyalleri kontrol edilmeksizin sitemize ekleyebilmektedir. 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda ilgili yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi mail adresine yollayabilir veya Buradaki Formu Doldurarak bize iletebilirsiniz.
Kuruluş : 13/ARALIK/2006
2006 - 2014 Favorifrm.Net Her Hakkı Saklıdır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4 Copyright ©2000-2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO