Geri git   Favori Forum - Kapsamlı Bilgi Platformu » TARİH & YAŞAM » Biyoloji


Seçenekler
Dolaşım sistemi, damarlar, kalp, kalp hastalıkları
Alt 28-12-2009, 10:38 PM   #1 (permalink)
Standart Dolaşım sistemi, damarlar, kalp, kalp hastalıkları

Kalp Damar

Kalp

Damar

Aort

Damar sertliği

Hipertansiyon Yüksek tansiyon

Hipotansiyon Düşük tansiyon

Kalp krizi

Kalp yetmezliği

Taşikardi

Çarpıntı





Damar

damar sertliği

Vücuttaki kan damarlarının bir kısmının veya tamamının sertleşmesi sonucu tuzu da azaltmalıdır. Ayak damarlarında meydana gelebilecek herhangi bir hastalığı önlemek için de dar ayakkabı giymekten kaçınmalıdır.





Kalp

kalp ağrısı kalp üzerinde hissedilen ağrıya tıp dilinde prekardiyal ağrı denir. kalp ağrısı nefes darlığı ve şok ile görülürse; enfarktüs krizinden şüphe edilir. Bu gibi durumlarda hastayı fazla hareket ettirmemek istirahat etmesini sağlamak ve doktora başvurmak gerekir. Kalbin ön kısmında devamlı olarak ağrı varsa; nedeni psikolojik olabilir.





kalp hastalıkları

Düzensiz bir hayat ayçiçeği veya haşhaşyağı ile hazırlayın. Bol bol taze sebze ve meyve yiyin. Bol bol yoğurt yiyin.



kalp romatizması Romatizma her gün bir öncekki günden daha iyi olduğuna inanmak ve doktorun tavsiyelerine uymaktır.





kalp yetmezliği

Kalbin sağ her şeyi kendinize dert etmeyin.



normal kalp atışları 0 - 1 yaşları arasında; dakikada 120-140 1 - 3 yaşları arasında; dakikada 90-120 3 - 7 yaşları arasında; dakikada 90- 100 7 - 20 yaşları arasında; dakikada 80 - 90 20 yaşından sonra; dakikada 60-80 arasında değişir. Her yaş grubunda; normal atışın 1 fazlası; kalbin hızlı attığını gösterir. Kalbin atışları doktora başvurmak gerekir.



aorta

kalpten çıkan göğüs kafesi içersinde seyreden kısmına torasik aorta ve karın içersinde seyreden bölümüne de abdominal aorta denir.



Dolaşım sistemi



Yetişkin bir insanın dolaşım sistemi kırmızılar ise atardamarları gösteriyor.

Bir dolaşım sistemi (veya kardiyovasküler sistem) maddelerin vücuttaki dolaşımını sağlayan organ sistemidir. Ayrıca vücut sıcaklığını ve pH'yi dengelemeye yardımcı olur. İki tip dolaşım sistemi vardır: açık dolaşım sistemleri ve kapalı dolaşım sistemleri. Hiç dolaşım sistemine sahip olmayan canlılar da mevcuttur.



Konu başlıkları



• 1 Dolaşım sisteminin olmaması

• 2 Açık dolaşım sistemi

• 3 Kapalı dolaşım sistemi

• 4 Hastalıkları ve sağlığı

• 5 Dolaşım sisteminin keşfi tarihçe

• 6 Göz At

• 7 Dış bağlantılar

• 8 Kaynakça ve notlar







Dolaşım sisteminin olmaması

Dolaşım sistemine sahip olmayan canlılara örnek olarak yassı solucan (Platyhelminthes filumu) verilebilir. Bu canlının vücut boşluğunda herhangi bir kaplayıcı tabaka veya sıvı bulunmamaktadır. Sindirim sistemine açılan bir ağıza sahiptirler. Sindirim sistemi birçok dala ayrılır ve solucan yassı olduğu için sindirilmiş maddeler yassı solucanın tüm hücrelerine difüzyon ile geçebilir. Oksijen sudan yassı solucanın hücrelerine difüze olabilir. Böylece her hücre gerekli besin kavuşur.



Açık dolaşım sistemi

Bu tip dolaşım sistemi yumuşakçalar ve artropodlar gibi omurgasızların büyük bir kısmında görülür. Bu canlılarda hemosöl olarak adlandırılan vücut boşluklarında dolaşım sıvısı organları doğrudan sarar (yıkar) ve kan (dolaşım sıvısı) ile interstisyel sıvı (doku sıvısı) arasında ayrışma yoktur. Bu birleşik sıvıya hemolenf denir. Hayvan hareket ederken oluşan kas hareketleri hemolenf hareketini sağlar fakat sıvı akışının bir bölümden diğerine olacak şekilde yönlendirilmesi kısıtlıdır. Kalp gevşediğinde kan açık gözenekler (por) aracılığıyla kalbe döner.

Hemolenf vücudun içini (hemosöl) tamamen kapsar ve tüm hücreleri sarar. Hemolenf su inorganik tuzlar ve organik bileşiklerden oluşur. Birincil oksijen taşıyıcı molekül ise hemosiyanindir.

Ayrıca hemosit olarak adlandırılan hücreler vardır ki bunlar hemolenfte bağımsız bir şekilde gezer ve antropod bağışıklık sisteminde rol alırlar.



Kapalı dolaşım sistemi



Dolaşım sisteminin ana bileşenleri kalp kan ve kan damarlarıdır.

Tüm omurgalıların ve halkalı solucanlar (Annelida filumu) ile kafadanbacaklıların (Cephalopoda sınıfı) dolaşım sistemleri kapalıdır; yani kan venler oksijenlenmemiş kanı geri kalbe taşır. Kan arterlerden venlere kılcal damarlar yoluyla geçer ki kılcal damarlar en ince ve en çok sayıdaki kan damarlarıdır.



Kapalı dolaşım sistemlerinde o anda yoğun bir şekilde besin ve oksijene ihtiyaç duyan iskelet kaslarına yönlendirilebilir.



Memelilerin dolaşım sistemlerinde kan bir tam dolaşımda kalpten iki kez geçer. Pulmoner dolaşım yani küçük dolaşım kanı kalp ile akciğer arasında taşır; sistemik dolaşım yani büyük dolaşım da kanı kalp ile vücudun diğer bölümleri arasında taşır.



Balıkların dolaşım sistemlerinde ise kan bir tam dolaşımda kalpten bir kez geçer. Kan kalpten solungaçlara pompalanır ve sonra doğrudan vücudun kalanına akar. Kan solungaçları terk ettikten sonra basıncı büyük oranda düşer; bu nedenle zira bu kadar düşük basınçta böbrekler etkili biçimde çalışamaz.



Hastalıkları ve sağlığı

Bu konuda detaylı bilgi için Kardiyovasküler hastalıklar sayfasına bakınız.



Dolaşım sisteminin keşfi tarihçe



M.Ö. 4. yüzyılda arterler (atardamar) boş görünür. Bu nedenle antik anatomistler bu damarların hava ile dolu olduğunu düşünmüş ve bu damarların hava dağıtma görevine sahip olduğu kanısına varmışlardı.

Herofilus venler ile arterleri ayırsa da ilk kez kılcal damar fikrini ortaya atmıştır.

M.S. 2. yüzyılda Yunan hekim Galen kan damarlarının kan taşıdığını bilmekteydi ve venöz (koyu kırmızı) ve arteriyel (açık kırmızı ve daha duru) kanı tanımlamış akciğerlere geçtiğini de düşünmüştür.



İbn Nefis insan vücudundaki kan dolaşımını doğru biçimde tanımlayan ilk kişidir. Anatomik bilgisi doğrultusunda el-Nefis pulmoner dolaşım konusunda şöyle bir çıkarım da bulunmuştur:



"... kanın kalbin sağ odasından sol odasına varması gerekmektedir kalbin sol odasına ulaşır..."

Bunun dışında kalbin ihtiyaç duyduğu oksijen ve besinleri koroner arterler yoluyla aldığı yönünde bir önerme de ortaya atmıştır.

1552'de ise Michael Servetus aynı tanımı yaptı ve Realdo Colombo da bunu kanıtladı. Yine de tüm bu sonuçlar genel olarak yaygın biçimde kabul edilmemişti.



Sonunda Hieronymus Fabricius'un öğrencilerinden biri olan William Haryvey bazı deneylerden sonra 1628'de insan dolaşım sistemini keşfettiğini duyurdu ve bu konuda etkili bir kitap (Exercitatio Anatomica de Motu Cordis et Sanguinis in Animalibus) yayımladı. Bu çalışma zamanla tıp dünyasına doğru anlayışı kabul ettirdi. Harvey arterler ile venleri bağlayan kılcal damar sistemini tanımlayamamıştı; bunlar daha sonra Marcello Malpighi tarafından tanımlanmıştır.





Dolaşım Sistemi

Dolaşım sistemi damarlar ve kan aracılığı ile vücudun her yerine ulaşmasını sağlar.



Kan işlevini yaparken damarlar aracılığı ile en uzaktaki hücrelere bile ulaşır. Kanın damar içerisinde sürekli bir şekilde akışı için gerekli olan itici güç dolaşım sisteminin merkezi olan kalp sayesinde sağlanır.



Kalp

Dolaşım sisteminin merkezi olup homeostazın sağlanabilmesi için gerekli olan kanı damarlar aracılığı ile tüm vücuda pompalar. Göğüs boşluğunun merkezinde 1/3 sağda bulunur.

Kalp ters çevrilmiş bir koni şeklindedir. Apeks denilen tepe kısmı aşağıda basis denen taban kısmı ise yukardadır.



Kalbi saran zar tabakasına perikard adı verilir. Kalp duvarı üç tabakadan meydana gelmiştir.

Epikard kan damarlarının bulunduğu parlak ve kırmızımsı görülen en dış tabakasıdır.

Miyokard (kalp kası) kalbin pompa gibi çalışmasını sağlayan kas tabakasıdır.

Endokard ince epitel tabakasından oluşmuş en iç tabakadır.



Yaklaşık olarak kişinin yumruğu büyüklüğünde septum denilen bir duvarla ortadan sağ ve sol olarak önce ikiye ayrılmıştır. Bunlar da tekrar üst ve alt olmak üzere ikiye bölünmüştür.Yani kalp toplam dört odacıktan oluşur.

Üst odacıklara atrium (kulakçık) alt odacıklara ventrikül (karıncık) adı verilir. Atrium ve ventriküller birer kapakla birbirinden ayrılırlar. Bu kalp kapakçıklarına atrioventriküler kapaklar adı verilir.

Sağ atrium ve sağ ventrikülü birbirinden ayıran kapağa triküspit sol atrium ve sol ventrikülü birbirinden ayıran kapağa biküspid ya da mitral kapak adı verilir.



Kalbin sağ tarafı her zaman kirli kan sol tarafı ise temiz kan taşır.



Sağ kulakçık akciğerler haricinde diğer tüm organ doku ve yapılardan gelen kanın toplandığı yerdir. Kanı getiren büyük toplardamarlar vena cava inferior ve vena cava superiordür. Buradaki kan triküspid kapaktan geçerek sağ karıncığa geçer.



Kirli kan sağ karıncıktan pulmoner arter ile akciğerlere temizlenmek üzere pompalanır.

Sol kulakçıkta ise pulmoner venlerin getirdiği temiz kan bulunur. Buradan kan sol karıncığa geçer ve mitral kapak kapanarak kanın karıncıktan geri gelmesi engellenir.

Sol karıncık ise temiz kanı ana atardamar olan aort aracılığı ile tüm vücuda pompalar.

Kanın temizlenmesi

Vücuttan dönen kirli kan sağ atriuma geri dönüşe izin vermeyen kapaklar tarafından kontrol edilmektedir. Kanın geri dönüşünü önleyen bu sistemler sayesinde dolaşım sistemi tek yönde hareket ederek normal akışını sürdürür.



Kalbin kan ihtiyacı

Kalp vücudun en fazla çalışan organıdır. Canlılığın devamı için sürekli olarak çalışması gereken kalp kasının görevini yerine getirebilmesi için enerji ihtiyacının karşılaması gerekir. Kalp beyinden sonra en fazla enerji gereksinmesi olan organdır. Kalp tüm vücuda pompaladığı kanın yaklaşık % 10’unu kendi enerji ihtiyacını karşılamak için kullanır.



Ana atardamar olan aortdan çıkan ve kalbi besleyen taç şeklindeki damarlara koroner arterler denir. Aortun başlangıcından sağ ve sol olmak üzere iki koroner arter çıkar.



Kalp ritmi

Kalbin tüm vücuda iletebilmesi için kanı basınçla fırlatması ve pompa gibi çalışması gerekir. Bunun için kalp kasları belli bir düzen içerisinde çalışarak kalp ile damarlar arasındaki akışı sağlar. Kalp odacıklarının kasılmasına (sistol) ve gevşemesine (diastol) bağlı olarak basınç değişiklikleri ortaya çıkar.



Kan damarları

Dolaşım sisteminin merkezi kalp olmasına rağmen tüm vücut hücreleriyle kanın irtibatını damarlar sağlar.

Vücutta arterler venler ve kapiller olmak üzere 3 tip damar mevcuttur.



1- Arterler (Atardamarlar): Kalpten pompalanan kanın tüm vücut hücrelerine taşınmasını sağlarlar. Sadece pulmoner arter dışında bütün arterler temiz kan taşır. Geniş arterler kalbe yakındır yukarıya doğru yükselen ana atar damar aort olarak adlandırılır. Kalbi besleyen arterler buradan ayrılır.



2- Venler (Toplardamarlar): Venler küçük venlerin (venül) birleşmesinden oluşur. Vücuttaki kirli kanın kalbe getirilmesini sağlarlar. Yüzeysel venler özellikle vücudun yüzeyine yakın yerlerden toplanan kanın bulunduğu alanlar olan kol ve bacaklarda bulunur.

Venlerin çoğu kirli kan taşır. Bazı pulmoner venler temiz kan taşıyabilirler. Çapı 1 mm’den büyük olan venlerde genellikle tek yönlü seminular biküspit kapaklar bulunur. Bu kapaklar kanın venlerde tek yönlü ilerleyişini sağlar geri dönüşünü engellerler. Kapaklı venler özellikle yerçekimine karşı koymak için bacaklarda bol bulunur.



3- Kapilerler: Arteriollerin yaptığı dallanmalardır. Vücudun en küçük fakat en fazla bulunan damarlarıdır. Kapilerler arteriol ve venöz sistemleri birbirine bağlayan ağlar oluştururlar. Kapilaer damarlar genellikle bir hücre kalınlığındadır.

Kan dolaşımı

Kan dolaşımı pulmoner dolaşım ve sistematik dolaşım olmak üzere ikiye ayrılır.



Pulmoner Dolaşım (küçük dolaşım): Kirli kanın akciğerlere götürülerek karbondioksitin uzaklaştırıldığı ve oksijence zenginleştirildiği ve temizlenen bu kanın vücuda dağıtılmak üzere kalbe getirildiği dolaşımdır.



Kalp ile akciğer arasında gerçekleşen bu işlem yaklaşık 8 saniye sürer.

Sistemik dolaşım (büyük dolaşım): Temiz kanın tüm hücre ve dokulara götürüldüğü ve kirli kanın geri getirildiği kan dolaşımıdır. Kalp ile vücut arasında gerçekleşen bu dolaşım 25-30 saniye kadar sürer. Bu dolaşıma büyük dolaşım da denir.





Kan

Yetişkin bir insan vücudunda ortalama 5-7 lt kan bulunur. Kan vücut için gerekli olan hayati maddelerin taşınmasını sağlar.Kanın fonksiyonları şöyle sıralanabilir

• Oksijen hormonlar ve metabolik atıkları taşır.

• Vücudun elektrolit bileşimini ve ph dengesini ayarlar.

• Yaralanan veya hasar gören damarlardan kan kaybını pıhtılaşma mekanizması ile önler.

• Toksin ve patojenlere karşı koruyuculuk sağlar.

• Vücut ısısı dengesini ayarlar.



Kanın yapısı

Kan hücrelerden ve “plazma “ adı verilen bir sıvıdan oluşmuştur. Plazmanın büyük kısmını (%90) su oluşturur. Bu sayede hücrelerin su ihtiyacını karşılar. Plazmanın % 7’sini proteinler oluşturur.





Plazmada en çok bulunan proteinler; albumin globülin ve fibrinojenlerdir..

Albuminler kan hacmini ve basıncını ayarlayan su tutulmasını desteklerler. Ayrıca hormon ve daha bir çok maddeyi bağlayarak plazmada taşınmasına yardımcı olurlar.

Fibrinojen kanın pıhtılaşması için şart olan bir proteindir.

Globülinler alfa kanda lipidler ile yağda eriyen vitaminleri taşırlar. Gama globülinler ise immunoglobülinlerdir.



Kan Hücreleri

Hücreler eritrositler (kırmızı kan hücreleri) lökositler (beyaz kan hücreleri) ve trombositlerdir. Hücrelerin % 99’undan fazlasını eritrositler oluşturur. Eritrositler kanın oksijen taşıyan hücreleridir.Lökositler vücudu enfeksiyonlara ve kansere karşı koruyan hücrelerdir. Trombositler ise kanın pıhtılaşmasında görev alırlar.



Eritrositler (alyuvarlar kırmızı kan hücreleri)

Kandaki hücrelerin % 99’undan fazlasını eritrositler oluşturur. Eritrositler disk şeklindedir çapları 7-8 mikrometre kadardır.

Eritrosit zarlarında % 33 oranda bulunan hemoglobin geri kalan % 1’lik kısım ise kanda çözünmüş olarak taşınır. Hemoglobin eritrositlerin pembe boyanmasından sorumludur . Oksijenleşmiş hemoglobin kırmızı renklidir.

Eritrositler kemik iliğinde yapılırlar. Gebeliğin son ayına kadar eritrosit yapımı karaciğerde gerçekleşir. Gebeliğin son ayından 5 yaşına kadar tüm kemiklerin kemik iliğinde üretilir. ilerleyen yaşlarda hayatın sonuna kadar azalan oranlarda eritrosit yapımı vertebralar kostalar ve sternumda yapılır.



Lökositler (akyuvarlar beyaz kan hücreleri)

Vücuda giren mikroorganizmalara karşı koruyucu özellikte olan hücrelerdir. Protein sentezleyebilirler.

Lökositler granulositler ve agranulositler olmak üzere iki grupta incelenir.

Granulositler : Sitoplazmalarında granüllerin bulunduğu lökositlerdir. Kemoterapiden sonra geçici olarak sayıları azalır. Aşırı azalmalarda infeksiyon hastalığına bağlı ateş görülür.







• Nötrofil : Mikroorganizmaları ya da yabancı maddeleri fagositozla yok ederler. Sitoplazmalarındaki granüller mikroorganizmaları sindiren enzimlere sahiptirler.

• Eozinofil : Allerjik reaksiyonlar da rol alırlar ve parazitik infeksiyonlara karşı koruma sağlayan hücrelerdir. KML’de kan ve kemik iliğinde artar.

• Bazofil: Lökositlerin içinde miktar olarak en az bulunan tiptir. Belirli allerjik reaksiyonlara katılan beyaz küre hücrelerinden biri. KML’de bu hücreler kan ve kemik iliğinde artar.

Agranulositler: Sitoplazmalarında sadece birkaç lizozom granülü bulunur.

• Monosit : En büyük kan hücresidir. Monositler kemik iliğinden sonra geçtikleri dolaşım sisteminde kısa süre kalıp sonra dokulara geçerek doku makrofajlarına dönüşürler. Makrofajlar kendilerinden büyük yapıları sindirebilme özelliğine sahiptirler.

• Lenfosit : T ve B hücreleri olmak üzere iki farklı tipi vardır. B lenfositler kemik iliğinde oluşurlar ve lenfoid dokularda toplanırlar. T lenfositler timusta aktifleşir. T ve B lenfositler vücudun savunma sistemini oluştururlar. Bu hücreler bakteri doku ve kimyasal yıkıntıları yok ederler.



• Trombositler







Trombositler çok sayıda granül içeren renksiz hücre parçalarıdır. Megakaryosit denilen kemik iliğinin büyük hücrelerinin parçalarından oluşur. Ortalama 10 gün kadar yaşarlar. Ömrü dolan trombositler dalak ve karaciğerdeki makrofajlar tarafından yok edilir. Her gün yaklaşık 200 milyon trombosit üretilir.

Trombositler birbirine ve bağ dokusu ipliği olan kollajene bağlanarak pıhtı oluşumunda rol oynarlar.

Kanın pıhtılaşması

Homeostazın bozulmamasını sağlamak için kan kaybının engellenmesi ve kanın pıhtılaşması gerekir.



Herhangi bir şekilde damar kesilirse damar duvarlarında bulunan düz kasların kasılmasıyla kan akışı yavaşlamaya başlar. Endotelial hücrelerin membranları yapışkan bir yapı kazanır.

Plateletler (kan pıhtıları) bu yapışkan yüzeylere ve kollajen ipliklere tutunmaya başlarlar kanda çözünmüş halde dolaşan fibrinojenin (pıhtılaşma faktörü) fibrin ipliklerine dönüşmesi ve platelet tıkaçlarının üstünü örtmesidir.





Kanın pıhtılaşması için gerekli olan 12 tane pıhtılaşma faktöründen biri hariç hepsi proteindir. Bu faktörler kanın içinden ya da dışından olabilir.b

Kalsiyum iyonları pıhtılaşma mekanizmasının yaklaşık tüm basamaklarında rol oynar.

K vitamini de pıhtılaşma mekanizmasında çok önemlidir.

Kan basıncı (tansiyon)

Kanın damar duvarına yaptığı basınca tansiyon denir. Kan basıncı değerleri kişinin dolaşım sistemi hakkında önemli bilgiler verir.

Kan basıncı diyastolik kan basıncı atımları arasındaki gevşemeyi gösterir.



Normal bir erişkinde olması gereken kan basıncı değerler sistolik basınç 120 mmHg kan basıncı ölçümlerinin ortalamasının 140/90 mmHg’nın üzerinde olması yüksek kan basıncı ya da diğer adıyla hipertansiyon olarak isimlendirilir.

Alıntı ile Cevapla Hızlı Cevap

Benzer Konular
Kanser, Kalp ve Damarlar İçin ( Dr. Öz )
Dünyaca meşhur kalp cerrahı Prof. Dr. Mehmet Öz, sağlıklı hayat konusunda önemli açıklamalarda bulundu. İnsan günde en az 3 500 il 5 000...
Kalp hastalıkları
Kalp hastalıklarından korunmada ve tedavide beslenmenin önemli rolü vardır. Başka bir deyişle, kalp sorunlarının temel se­beplerinden biri yanlış...
Kalp hastalıkları
Ohio State Üniversitesi uzmanları, 536 hasta üzerinde yaptıkları araştırmada, hastaneden çıktıktan sonra bir yıl içinde, kadın hastaların fiziksel ve...
Dolaşım Sistemi Ve Kalp Masajı
DOLAŞIM SİSTEMİ VE KALP MASAJI Dolaşım sistemi; arterler, arterioller, kapiller, venüller ve venlerden oluşan birbirine bağlı tüplerin...
Kalp Hastalıkları
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ölümlerin ilk nedeni kalp hastalıklarından kaynaklanmaktadır. Kalp hastalıklarının büyük bir kısmı daha önce...

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Seçenekler

Seçenekler
Stil

WEZ Format +2. Şuan Saat: 02:44 PM.
Yasal Uyarı Favori Forum
Favori Forum'da Mp3, Hack, Adult, Warez, Crack, Serial, Full Film, Full Oyun Vs. İllegal İçerikli Paylaşım Kesinlikle Yasaktır.
Logomuzda Kullanılan Maskot Favorifrm.Net 'e Aittir ve TPE Tarafından Tescillidir. İzinsiz Kullanılamaz.

Sitemiz Forum sitesi olduğu için sitemize kayıtlı üyelerimiz yazı, resim ve diğer materyalleri kontrol edilmeksizin sitemize ekleyebilmektedir. 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda ilgili yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi mail adresine yollayabilir veya Buradaki Formu Doldurarak bize iletebilirsiniz.
Kuruluş : 13/ARALIK/2006
2006 - 2014 Favorifrm.Net Her Hakkı Saklıdır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4 Copyright ©2000-2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO